15 Nisan 2013 Pazartesi

Hz. Peygamber ve İnsan Onuru (1) / Mehmet Görmez




Diyanet İşleri Başkanlığının 20 yılı aşkın süredir kutladığı Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri başladı. Dün gece Ankara Arena Spor Salonunda düzenlenen özel geceyle resmi açılışı yapılan hafta için yurtiçinde ve yurtdışında birçok etkinlik gerçekleşecek. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak her yıl Kutlu Doğum Haftasında bir temayı öne çıkardıklarını, bu yılki temanın “Hz. Peygamber ve İnsan Onuru” olduğunu ifade ederek, “Hiçbir ideoloji insan onuru kadar yüce değildir. İnsan onurunu ayaklar altına alan hiçbir söz ve davranış meşruiyetini İslam’dan ve İslam Peygamberinden alamaz. Dinde, devlette, hukukta insanın onurunu yüceltmek için vardır. Bir tek insanın onuru bütün insanlığın onuruna eş değer kabul edilmiştir. Bir insan bütün insanlıktır. Bir tek insanın onurunu kırmak bütün insanlığın onurunu kırmakla eş değerdir” dedi.

“Her yıl ülkemize beşinci mevsim gibi gelen, yüreklerimize rahmet muştusu getiren, milletimizin yürekleri arasında birlik ve beraberlik meşaleleri yakan Kutlu Doğum Haftasının ilk günündeyiz” diyen Diyanet İşleri Başkanı Görmez, 14 asır evvel doğumuyla insanlığı onurlandıran Hz. Peygamberin bugünde doğum yıldönümüyle insanlığı tekrar onurlandırdığını söyledi.

Ankara'da Kutlu Doğum Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in konuşması;
 
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak biz, her Kutlu Doğum Haftasında Peygamber Efendimizin yüreğimizde çorak kalmış olan bir yönünü ele alıyoruz. 2011 Yılında ‘Merhamet’ temasını işlerken geçen yıl ‘Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku’ temasını ele aldık. Bu yıl ise insanlığın gittikçe zaaf gösterdiği önemli gördüğümüz bir konu olan Peygamberimizin rahmet yüklü mesajlarından hareketle işaret ettiğimiz ‘Hz. Peygamber ve İnsan Onuru’ olmuştur.

Neden insan onuru? Çünkü insan zaman zaman kendisini unutuyor. İnsana kendisini hatırlatmak gerekiyor. Son iki asırda insanlık bilimde, teknolojide önemli keşiflerde ve ilerlemelerde bulundu. Ancak aynı ilerlemeyi insanın onurunu korumada ve yüceltmede gösteremedi. İnsan onurunu kıran, rencide eden, aşağılayan küresel sorunlar baş göstermeye başladı. Irkçılık, ayrımcılık, nefret suçları, şiddet, terör, öfke gibi suçlar insanlığı etkisi altına almaya başladı. Bu nedenle özeleştiri yapmaya ihtiyacımız var.

Bizi onurlandıran, bize onur kazandıran sevgili Peygamberimizin ve tabilerinin olduğu İslam dünyasında, İslam coğrafyasında insanın değeri, onuru rencide edilmeye, kırılmaya devam ediyor. Kendimizi sorgulamak zorundayız. Dindarlığımızın neden onurumuzu yüceltmediğini, Müslümanlığımızın neden kardeşimize onuruna saygı göstermeyi de beraberinde getirmediğini sorgulamamız gerekiyor. Myanmar’da, Suriye’de, Irak’ta, Afrika’da dünyanın muhtelif coğrafyalarında neden insan onuru ayaklar alt alınmaya devam ediyor? Biz bu özeleştiriyi yapmak için ‘İnsan onuru’ dedik.

Biz öyle bir kitabın müminleriyiz ki o kitap ayet ayet, sure sure onur kitabıdır. Adı kerim kitaptır. İnsana onur veren, insanın onurunu yücelten bir kitaptır. İnsana onur bahşeden kitaptır. Kerim olan kitaba göre insan, ahsen-i takvim, eşref-i mahlûkattır. O kerim kitaba göre her insan yaratıcıdan bir nefha taşır. İnsan onurlu yaratılmıştır. Onur, izzet, itibar, değer, haysiyet insana yaratıcının doğuştan verdiği büyük değerlerdir. Sonradan ortaya çıkan aidiyetlerimiz soy, sop, dil, ırk, makam, mevki, servet bunların bizatihi kendisi asla onur sebebi değildirler. Asıl hassasiyet gösterilmesi gereken, başka hiç bir insanın onurunu incitmemektir. Kerim kitap, kocası tarafından onuru rencide edilen kadının şahsında kadınları onurlandırdı. Fakirlere yardım ederken dahi onurunu incitmemeyi söyledi. İnsan kerim kitaba göre gaye varlıktır. Araç varlık değildir. Varlığını başka bir varlığa araç varlık haline getiremez. Kerim kitaba göre insan, âlemin özüdür, kâinatın gözbebeğidir.

Sevgili Peygamberimize Resul-i Ekrem deriz. Çünkü o kerem sahibidir. O insana değer vermiştir. Resul-i Ekrem’in ilk mesajlarına baktığımız zaman insana yaratılıştan sahip olduğu onurunu hatırlatmak olduğunu görürüz. Efendimiz bir gün Kâbe’ye hitaben şöyle demiştir; “Ey Kâbe, çok güzelsin, çok hoşsun, çok yücesin. Saygınlığın, azametin çok yüce. Ancak canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir mü ‘minin kalbi, saygınlığı senden daha yücedir” O yüzdendir ki bizim büyük alimlerimiz, Anadolu Müslümanlığımızın kaynağını teşkil eden Yunusumuz, Mevlanamız, Hoca Ahmet Yesevimiz, Hacı Bektaşı Velimiz bir kalbi yıkmakla Kabetullahı yıkmayı eş değer iki suç olarak görmüşlerdir.

Ben bu Kutlu Doğum Haftamızın, milletimizin, yurt dışındaki millet varlığımızın, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve bütün insanlığın huzuruna, barışına vesile olmasını niyaz ediyorum. En büyük niyazım, bu topraklarda bin asırdır bu toprağı vatan kıldığımız değerlerle birlikte yaşadığımız hiçbir insanın, kadının, çocuğun, gencin, yaşlının onuru kırılmasın, rencide edilmesin, incinmesin. Allahtan niyazım odur ki 14 asır önce insanlığı, kâinatı Kutlu Doğumuyla onurlandıran Efendimiz hürmetine yeryüzünde hiçbir insanın onuru kırılmasın. İnsanlık onuru daima yüce kalsın.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-18804.aspx

Ebru: Hikmet Barutçugil
  ('40Gül 40 Hadis' 40. yıl 5. Sergisinden, Bağlarbaşı Kültür Ve Sanat Merkezi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder